|
Tweet |
Yaşadığımız semtimizin değerini kimi zaman İstanbul içinde kimi zaman şehir dışında hatta “abartıyorum çünkü anlaşılmak istiyorum” dercesine yurt dışına çıktığımızda dahi daha iyi anladığımızı düşünüyorum… Güzel tuzlamız metropolün içinde coğrafi konumunda verdiği bir avantajla eskiden kalma kasaba havasını hala bir şekilde muhafaza ediyor. çevre ilçe ve illerden kalabalıklardan uzaklaşıp biraz nefes almak isteyen vatandaşların sığındığı bir liman oldu uzunca bir süredir. aslında bu tuzlanın o eski kendi halinde olan havasını şehirleşme olarak baltalasada kaçınılmaz gibi görünüyor..
Gelelim asıl konumuza; Tuzlamız şehirleşme ve alt yapı gibi belediyecilik anlamında çok büyük handikapları olmadığını gözlemliyoruz, bunda eski belediye başkanımız Dr.Şadi Yazıcının hakkını “sezara” vermeden geçmek olmaz sanırım, görevi devralan Av.Eren Ali Bingöl başkanımızında iyi niyetli çabalarını gözetmeden belirtmek isterim…
Şimdi güzel tuzlamızın yıllara dayanan bazılarımızın “derdin bile baldan tatlı” diyebileceği ama gerçekten can sıkıcı olmaktan öte geçen tuzlamızın içinde bulunduğu bol tuzaklı, engebeli, kasisten geçilmeyen yollarına…
90'lı yılların çocukları olan bizim jenerasyonun çok iyi hatırlayacağı üzere televizyonda “hugo” diye bir oyun karakteri vardı, ”Tolga abi” ismiyle bir modöratör eşliğinde telefonun düğmelerine basarak hoplayıp zıplayıp Hugoyu türlü tuzaklardan kurtarıp başarıyla oyun sonuna gelmek üzere…
Şimdilere gelirsek gerçekten akıl almaz bir şekilde şehrin hiç bir ilçesinde göremeyeceğimiz yoğunlukta kasisler ve kötü yollarla karşı karşıyayız… altını çizerek söylüyorum ki bu bugünün sorunu da değil, azalacağı yerde çukur ve kasisler çoğalarak tuzlada hayatımızın bir parçası oldu, ama değerli tuzla halkı gerçekten bu yolları haketmiyor… araçlarımızdan indiğimizde hugoyu başarıyla evine ulaştırdığımız duygusundan artık birilerinin bizleri kurtarması gerekiyor.
Günün Sözü
“Atla Deve Değil”