|
Tweet |
Zaman zaman doğa, bize iş birliğini ve bu dünyanın bir düzenden ibaret olduğunu gösteren eşsiz bir çalışmadır. Tıpkı her arının bir işlevi yaptığı ve bu yapılan eylemlerin bir amaca hizmet ettiği gibi... Yapılan bu çalışmalar sonucunda üretilen bal, yönetimin, liderliğin ve ekip çalışmasının en mükemmel örneklerinden biri olarak sergilenir. Küçük kanatlarıyla büyük işler başarırlar. Peteklerini altıgen modelinde inşa ederek hem dayanıklılığı hem de verimliliği artırırlar. Bilgi ve deneyim, bir kovadan diğerine, bir çiçekten diğer çiçeğe geçişi anlatır. Arılar, insanlara da kültürün ve bilginin nasıl yayıldığını öğretirler. Bu prensiplere bağlı olarak çalışmak, hem iş dünyasında hem de akademide büyük bir kazanım sağlar.
Arıların dünyası nedir ve o dünya içerisinde bir iş kuracak olsalar bunu nasıl yaparlar? Genel anlamda arıların toplum üzerinde etkisi görünmektedir. Bizler, eğer balın önemini ve arıların bir iş kuracak olsalar bu dünyada nasıl bir çalışma sistemi üzerine olduklarını ele alırsak, bunun modern dünyanın en kritik çevrelerinden biri olduğunu ve insanlar üzerindeki etkisini görmekteyiz. Hani bir şirkette bir sürü insan ve o insanların görevleri olur ya, işte arılar da böyledir. Her birinin disiplinli ve organize canlılar olduğunu unutmayalım. Kovan içerisindeki her bireyin belirli görevleri vardır. Bunlar; kraliçe arı, bakıcılar gibi farklı rollere sahip olarak çalışırlar. Bölgede bulunan keşifçi arılar vardır; bunlar tıpkı bir gazeteci, istihbaratçı gibi ürünleri ve bölgeleri tespit ederler. En yüksek noktada verimlilik neredeyse, işçi arılar o noktalardan toplamaya devam ederler. Burada toplanan nektarlar, işçi arılar tarafından işlenerek bala dönüştürülür. Arılar, bu üretkenliği kolektif bir çabayla hiç durmadan belli bir sistem üzerinde yaparlar; adeta bir fabrikada işleniyormuş gibi özenle bala dönüştürürler. Nektarları tıpkı bir şirket yönetir gibi birbiriyle irtibat hâlindedirler. Zamanla daha verimli şekilde şartlara uyum sağlayarak bu süreci optimize ederler.
Arı gibi çalışan, arı gibi üreten insanlardan olmak ve bunu gerek hayatımızda gerek doğal düzenin bir parçası hâline getirmek, disiplinli ve bilinçli bir emek gerektirir. Çünkü arılar sadece çalışkanlıklarıyla değil, ekip çalışmalarıyla da dikkat çekerler. “Arı gibi çalış, arı gibi hayatını yönet.” dedikleri türden çalışkan insanlar vardır. Arılar, bu bağlamda hem yönetimi hem de ekip çalışmasını kavrayarak etkili ve güzel işler ortaya koyabilirler. Yardımlaşarak, kovanın yönetimini yapan arıyla işçi arılar arasında koordineli çalışılmasına fırsat sağlarlar. Eğer bir yönetici her şeyi kontrol etmeye çalışırsa, işte o zaman verimlilik düşer. Mesela arılar gibi yöneten bir lider, ekibine güvenmeyi ve onlara sorumluluk vermeyi bilir. Burada lider, her şeyi kendi başına yapmamalıdır. Zaten birçok çalışmanın yapılması da işte bunun gibi ekip ruhuna bağlıdır. Mesela keşifçi arı uygun yerleri bulurken, kraliçe arı sadece üreme görevini üstlenir. Arılar, doğadaki en verimli üretim sistemine sahiptir. Onlar atık oluşturmaz ve her bir damla için maksimum çaba sarf ederler. Burada önemli olan, ekibin iyi şekilde çalışabileceği ortamı yaratmaktır. Eğer şirketler arıların çalışma prensiplerini benimserse, tıpkı bir kovan gibi düzenli, üretken ve başarılı bir organizasyon hâline gelirler.
Bilginin poleni: Arılar ve insanlar nasıl kültür taşır? Bilginin yayılması ve toplumsal hafızanın doğadaki karşılığı... İnsanların bilgiyi taşıması, polen gibi bir yerden bir yere taşınarak; yani fikir ve kültürlerin toplumu etkilediği, hafızayı inşa ettiği söylenebilir. Arılar, bir çiçekten diğerine polen taşırken sadece kendilerini düşünmezler. Diğer bitkilerin de döllenmesini sağlayarak ekosistemin devamlılığını garantilerler. Bu süreç, tıpkı insanın tarihteki bilgi aktarımına benzer.
Tabii, belli bir bilgi aktarımını yapabilmek için bilgiye ve bu bilginin devamlılığı için polenlere ihtiyaç vardır. Kovan gibi bir bilgi ağına sahip olabilmek, arıların tek başına sahip olamayacağı bir havuzdur. Arılar genellikle birbirleriyle iletişim kurarak hangi çiçeğin daha verimli olduğunu, kovanın nasıl yönetileceğini, kimin nerede nasıl çalışacağını belirler.
İşte burada doğanın en belirleyici bilgi taşıyıcıları vardır. Onlar olmadan çiçekler büyümez. İnsan da bilgi taşıyıcısıdır. Eğer doğru bilgiyi yayarsak toplum gelişir ve medeniyetler güçlenir.
Altıgen modelini petekler inşa eder. Bu, öylesine gelişmiş bir model değildir. Balın tatlı olması, onu belirleyen bir besin olduğu anlamına gelmez. Sistemin altıgeni, kusursuz matematiği ile göze hitap ediyor. Petekler inşa edilirken genellikle az malzeme ile fazla olanı kaplamayı değil, aynı zamanda mükemmel dayanıklılığı da hedefler. Eğer petekler kare ve daire olsaydı, gereksiz boşluklar oluşur ve kovan daha az bal depolayabilirdi. Altıgen şekli; maksimum depolama alanı, minimum malzeme kullanımı ile güçlü bir yapı elde edilmesini sağlar. Bu altıgen formu yalnızca fiziksel bir form değildir. Bunlar, genellikle dayanıklılığı ve maksimum depolama kapasitesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda her peteğin diğerleriyle kusursuz bir şekilde birleşmesini mümkün kılar. Böylece arıların çalışmaları düzene girer. En küçük birimden en büyük birime kadar uyum içinde yaşamlarını sürdürürler.
Küçük kanatlar, büyük başarılar... Biz insanlara ilham olur. Çünkü her ne kadar küçük bile olsa yaptığı işlev büyüktür. Bazen doğa, bize en büyük dersleri en küçük varlıklardan almamızı sağlar. Arılar yalnızca bal üretmezler, aynı zamanda ekosistemin devamlılığını sağlayan görünmez bir hayal gücünün parçasıdır. Tek bir arının kanat çırpışı küçük bir hareket gibi görünse de bu hareket, binlerce çiçeğin döllenmesine, sayısız bitkinin büyümesine ve doğanın dengesinin korunmasını mümkün kılar. Korunan bu doğanın güzellikleri; saf, anlaşılır ve olabildiğince güven verir.
Arılar, bir kovandan diğerine, bir çiçekten ötekine hiç durmadan hareket ederler. Çünkü onların yaşamları ve nefes almaları, durmamalarından ileri gelir. Yani onlar, hareket etmeyi bir rahatlama olarak ele alırlar. Bu hareketle onlar için durmak rahatsızlıktır. Sistemin çarklarından birinin eksilmesi, düzenin aksaması demektir. Çünkü onlar, devamlı çalışarak bu tembellik algısını kırmışlardır.
İşte burada başarıdan da bahsedebiliriz. Mesela arı, kavanozdan çıkmak için ne yapar? Devamlı vurur, vurur... Eğer çıkarsa başarmıştır. İşte biz de hayatın içinde bulunan bir arı gibi olmalıyız. Çünkü döngü asla tamamlanmaz; yalnızca kendini tekrar eder, toplar, işler, saklar, üretir ve sonra yine başa döner.
Tüm bunların hepsi sadece bal üretmek için değil; çiçeklerin çoğalması, mevsimlerin devam etmesi, hatta gezegenin nefes almaya devam etmesi içindir.
Zamanı bir bal gibi kullanmak ve hayatı denge üzerine kurmak, çalışkan mimar arıların işidir. Küçük bedenlerine rağmen inanılmaz bir organizasyon ve zaman yönetimi becerisine sahiptirler. Onlar için zaman bir kaynak değil, zorunluluktur. Bir anı bile boşa harcamazlar. Devamlı üretim için, kovandaki sistemin kusursuz işlemesi adına mücadele ederler ve her birinin belli görevleri vardır.
Arılar, kovanda gelişigüzel hareket etmezler. Genç arılar, petek temizliği ve larvaların bakımıyla ilgilenirken; deneyimli olanlar bal üretimi ve nektar toplama görevine geçerler. Bu arılar, ekip yönetimi ve yeteneklerine göre şekillenir. Bunları doğru kullanarak üretkenliği artırabiliriz. İyi bir ekip ancak iyi bir yönetimle başarılı olur.
Arılar, keşif yaptıklarında nektarlarını anlatmak için arı dansı yaparlar. Bu durum yalnızca yönü değil; mesafeyi ve nektarların yerini de belirler.
Başarı, hayatta kalma mücadelesidir. Tıpkı arılar gibi yorulmadan ve düzen içerisinde kolonilerin kurulmasını sağlarlar. Burada “arı dansı” ifadesi kullanılarak yönetim belirlenir. Bir çiçeğin ne kadar uzakta olduğunu ve ne kadar nektar içerdiğini göstererek diğer arılara aktarırlar.
Bu arıların çoğu belirli görevlerde yer alır: İşçi arılar, kraliçeyi besleyen hemşireler, nektar toplayan keşifçiler, petekleri koruyan bekçiler gibi farklı iş bölümlerini üstlenir ve kolonilerin sürdürülebilirliğini sağlarlar. Bu arılar, 100 kilogramdan fazla bal üretebilir ve bunu en verimli şekilde yaparlar. Nektar toplama, kovan temizleme ve bal yapımı gibi görevleri yerine getirirler.
Arılar, kendi içlerinde “Bugün çalışmak istemiyorum.” demezler. Onların dünyasında her birey, sistemin bir parçasıdır. O parçaya ait olmak sorumluluk gerektirir. Yani birlikte yuva inşa ederler.
A. Ayşenur TOKSÖZ