|
Tweet |
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen hepimizi derin bir üzüntüye boğan silahlı okul baskınları sırasında hayatını kaybedenlere rabbimden rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Kelimelerin yetersiz kutulan bütün cümlelerin düşük kaldığı bu hadiseler yitirilen öğretmen öğrencilerimizin toplum vicdanında uzun süre yüreklerde taşınacağı hiç kuşkusuz…
Bu toplumsal facialar derinlere inildikçe sosyolojik çöküntünün nasıl girdap gibi geleceğimiz olan çocukları nasıl içine çektiklerini yaşayarak acı tecrübelerle suratımıza tokat gibi çarpılıyor.
Aile içi şiddetten maddi manevi yetersizlikler gibi eğitimsel geri kalmışlıklar dahil gencecik insanlarımızı çocuklarımızı karanlık bir sürece doğru itiyor.
Bir başka çerçevede toplumun altına döşenen bir başka dinamit ise “birey” adı altında çocuklarımıza empoze edilmeye çalışılan “özgürlük aparatı”
Birey olmak elbet önemlidir…şayet Amazon ormanlarında kabile hayatında avlanırken veya mahrem uzuvlarını yaprakla kapatırken…günümüz dünyasında içinde bulunduğun toplumun bir parçası olmak kaçınılmazdır. ”birey” safsatası altında gereksiz bir öz güven ve şımarıklık gençlerin bilinçaltlarında onlara istediklerini istedikleri zamanda istedikleri yerde hayata geçirebilirler izlemini veriyor. içinde bulunduğu topluma. Ailesinine ve kendisine olan sorumluluklarını “ben bireyim” hipnozuyla yok sayıyorlar.
The Game (oyun)
Sokaklarda farklı nedenlerle oyun alanlarını sosyal çevrelerini kaybeden çocuklarımız artık oyun “odalarında” hızlarını alamayıp hayatın içine uzun namlulu silahlarla dalmaya başladı.
“Bireysel” silahlanma adı altında evlerini bilinçsizce cephaneye çeviren ebeveynler facialara zemin hazırlıyorlar.
“suça sürüklenmiş” çocuk safsatası adı altında hukuki açık arayan kötü niyetli insanlarda “mesleki görevlerini” yapmaya devam ediyorlar.
Geleceğimiz olan çocuklarımızı bu tehlikeli bireyselcilik “oyun”unun içinden çıkarıp almak başta devlet kurumları ve aile kurumlarına çok önemli görevler düşüyor…. En önemliside “İLGİ ve ALÂKA”.
Şükrü Eski