|
Tweet |
Kur’an’ın en sarsıcı sûrelerinden biri olan Beyyine, yalnızca tarihsel bir bilgi vermiyor; bugün hâlâ kulaklarımızda çınlayan bir hakikat çağrısı yapıyor. Bu sûrede Allah, kitap ehlinin —yani vahiy geleneğini taşıyanların— hakikati apaçık gördükleri hâlde, kibir ve inat yüzünden o hakikatten yüz çevirdiklerini bildiriyor.
Bu çağrı, yalnız geçmiş kavimlere değil; bugün din adına konuşan, insanlığın ahlâk pusulasını tutma iddiasında olan herkese yöneltilmiş evrensel bir uyarıdır.
Ve tam da bu günlerde, Vatikan Devlet Başkanı Leo’nun Türkiye ziyareti, Beyyine Sûresi’nin bu mesajını yeniden düşünmek için önemli bir vesile sunuyor.
⸻
Hakikati Bilenlerin Sorumluluğu Daha Ağırdır
Beyyine Sûresi, Ehl-i Kitap’ın hakikati bilmesine rağmen ihtilafa düşmesini “bilgisizlik” ile değil, inat ve kibir ile açıklar. Zira hakikate gözünü kapatmak cehalet değil, tercihtir.
Peki bugün aynı tablo karşımızda yok mu?
Yeryüzünde milyonlarca mazlumun, özellikle de Filistin’de çocukların, kadınların, hastanelerin acımasızca hedef alındığı bir zamanda, dinî otoritelerin sessizliği hangi vahyin izahıyla örtüşebilir?
İncil’in “barış”, “merhamet” ve “adalet” çağrısı, Kudüs’ün yıkılan evlerinin altında neden duyulmuyor?
Eğer bir acı, bir dua kadar yakınımızdaysa; onu görmezden gelmek, sadece siyasetin değil, kalbin de çürümesidir.
Beyyine tam da bunu söyler:
“Apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.”
Demek ki mesele delilin yokluğu değil, vicdanın suskunluğudur.
⸻
Türkiye’ye Gelen Leo’ya Mesaj: Sessizlik Artık İnandırıcı Değil
Sayın Leo’nun Türkiye ziyareti, diplomatik bir program olmanın ötesinde ahlâkî bir sorumluluk taşımaktadır. Çünkü bugün insanlığın en temel imtihanı, zulme karşı nerede durduğumuzla belirlenmektedir.
Vatikan bin yıllık teolojik birikime sahip bir merkezdir.
Hakikatin ne olduğunu biliyor.
İnsan onurunun dokunulmaz olduğunu biliyor.
Masumun kanının yere düşmesine karşı konuşmanın bir tercih değil, ilâhî bir emir olduğunu biliyor.
Ama buna rağmen; dünya, bu merkezden Filistin’de yaşananlara dair hâlâ net, gür, hakkaniyetli bir ses duymayı bekliyor.
Evet, diplomasi başka bir şeydir;
ama adalet susunca, diplomasi artık bir kâğıt gölgesinden ibaret kalır.
Leo Türkiye’ye gelirken şunu bilmelidir:
Bu topraklar, sadece misafirperverlik değil, hakkı konuşma cesaretiyle de tanınır.
Ve biz, Beyyine’nin söylediği o soruyu bugün insanlığın önüne yeniden koyuyoruz:
“Apaçık hakikat geldikten sonra neden yüz çeviriyorsunuz?”
⸻
Birlikte Yaşamanın Temeli: Hakikatin Yanında Durmak
Müslümanlar için de Hristiyanlar için de hakikat ortaktır:
Zulme karşı durmak, mazlumun yanında olmak, insana saygı duymak…
Eğer bu ortak payda üzerinde buluşamazsak, Papa’nın ziyaretleri, protokoller, fotoğraflar ve diplomatik açıklamalar hiçbir anlam taşımayacaktır.
Leo’ya düşen görev, sadece Türkiye ile ilişkileri geliştirmek değil;
insanlık ailesinin vicdanını diri tutmaktır.
⸻
Son Söz: Beyyine’nin Aynasında Kendimize Bakmak
Beyyine Sûresi’nin uyarısı, yalnız Vatikan’a değil, bize de yöneliktir.
Hakikati bilip gereğini yapmamak, inkârın en acı biçimidir.
Zalimin karşısında susmak da zalimliği onaylamak demektir.
Bugün dünya, vicdanı olan liderler görmek istiyor.
Sözde değil, gerçekten barışın yanında duranları görmek istiyor.
Leo’nun Türkiye ziyareti, bu açıdan bir fırsattır:
Ya hakikatin sesine ortak olacak…
Ya da tarihin sessizlik sayfalarına yazılacaktır.