|
Tweet |
ABD, Trump’la birlikte şunu açıkça söyledi: “Güç bende. Kuralları ben koyarım. İtaat etmeyen bedel öder.” Bu bir diplomasi dili değil; bu, Kur’an’ın asırlar önce tarif ettiği Firavun aklının modern versiyonudur.
⸻
İktidar Konuşmaya Başladıysa, Hakikat Susturulmuştur
Hakikat bağırmaz. Güç bağırır.
Hakikat tehdit etmez. Güç tehdit eder.
Kur’an, iktidarın kendini anlatmaya başladığı her yerde bir meşruiyet krizi olduğunu söyler. ABD’nin son yıllardaki dili tam da budur. Özellikle Donald Trump döneminde bu dil örtük olmaktan çıktı, aleni hale geldi.
Artık mesaj nettir:
“Ben istersem olur. İstemezsem olmaz.”
Bu, hukukun değil; çıplak gücün cümlesidir.
⸻
ABD’nin Yeni Söylemi: Kural Değil, İtaat
ABD uzun yıllar gücünü “demokrasi”, “özgürlük”, “uluslararası hukuk” ambalajıyla sundu. Trump’la birlikte bu ambalaj yırtıldı. Geriye kalan şey şuydu:
– Yaptırım varsa, itaat de vardır.
– Silah varsa, söz de benimdir.
– Dolar bende, piyasa bende, tehdit de bende.
Kur’an bu dili tanır. Bu dil, Firavun’un dilidir. “Ben sizin en yüce rabbinizim” cümlesi bugün başka kelimelerle kurulmaktadır:
“Ben küresel düzenim.”
⸻
Ortadoğu: Gücün Laboratuvar Alanı
ABD’nin Ortadoğu politikası bir istikrar arayışı değil, itaat testidir.
Irak işgal edildi; sonuç demokrasi değil, parçalanma oldu.
İran yaptırımlarla kuşatıldı; hedef rejim değil, toplum oldu.
Filistin’de ise zulüm, açıkça desteklendi.
Kur’an açısından tablo nettir:
Bir gücün kimden yana durduğuna bak; adalet orada mı, değil mi?
ABD burada tarafını seçmiştir. Güçlünün yanındadır. Mazlumun değil.
⸻
Ukrayna–Rusya Savaşı: Vekâletle Yürüyen Güç
Ukrayna savaşı, ABD’nin “küresel düzen” iddiasının başka bir yüzünü gösterdi. Savaş alanı Ukrayna’ydı; ama mesaj tüm dünyayaydı.
ABD burada barışın değil, denge bozmanın tarafı oldu.
Savaş uzadıkça silah satıldı, piyasalar şekillendi, jeopolitik hesaplar yapıldı.
Kur’an’ın uyarısı burada yankılanır:
Fitne, öldürmekten beterdir. Çünkü fitne süreklidir.
⸻
Venezuela: Gözdağı Fotoğrafının Anlamı
Son Venezuela örneği, ABD’nin artık sembollerle konuştuğunu gösterdi. Devlet başkanını aşağılayan, küçük düşüren görüntüler bir diplomatik hata değildir; bilinçli bir mesajdır:
“Karşı koyarsan, seni dünyaya böyle gösteririm.”
Bu, sadece Venezuela’ya değil; itiraz etmeyi düşünen herkese gönderilmiş bir fotoğraftır. Kur’an bu yöntemi tarif eder:
Zulmün dili, korku üretmektir.
⸻
Firavunlaşan Güç: Böl, Korkut, Yalnızlaştır
ABD’nin küresel gücü üç ayak üzerinde yürüyor:
1.Böl: Ülkeleri, toplumları, ittifakları böl.
2.Korkut: Yaptırım, ambargo, darbe, yalnızlaştırma tehdidi.
3.Yalnızlaştır: Direnenleri “problemli ülke” ilan et.
Bu yöntem yeni değildir. Kur’an’da Firavun da aynısını yapmıştır. Değişen sadece araçlardır.
⸻
Dilin Çöküşü: Hukuk Yerine Tehdit
ABD artık hukuk diliyle değil, ultimatom diliyle konuşuyor.
“Ya bizimlesin, ya karşımızda.”
Bu cümle söylendiği anda uluslararası hukuk çöker. Kurallar, güçlü olanın keyfine dönüşür. Kur’an’ın uyarısı burada devreye girer:
Zulüm, önce ölçüyü bozar.
Ölçü bozuldu mu, adalet konuşulmaz olur.
⸻
Toplumlar Neden Susuyor?
Çünkü korku küreselleşti.
Çünkü ekonomi silaha dönüştü.
Çünkü itiraz eden yalnız bırakılıyor.
Kur’an insanı romantize etmez. İnsan çoğu zaman güçlüye yaslanır. ABD de tam olarak bunu yönetiyor: korku + çıkar dengesi.
Ama Kur’an şunu söyler:
Zulme rıza, zulüm kadar yıkıcıdır.
⸻
Güç Kalıcı Değildir, Hesap Kaçınılmazdır
Kur’an’da hiçbir Firavun sonsuza kadar yaşamaz. Güç zirveye çıktığında, çöküş de başlar. Çünkü güç, ahlakla sınırlandırılmazsa kendi ağırlığı altında ezilir.
ABD bugün askeri, ekonomik ve teknolojik olarak güçlü olabilir. Ama adalet üretmeyen güç, meşruiyetini tüketir. Meşruiyetini tüketen her imparatorluk, tarihin dipnotuna dönüşür.