|
Tweet |
Batı’nın kibriyle, parayla satın alınabilen vicdanıyla, mazlumun kanını eğlenceye dönüştüren o karanlık yüzü… Saraybosna’nın tepelerinde mevzilenen ırkçı Sırp ordusu mevzilerini ziyarete gelerek sırplara dolarlar ödeyerek “İnsan avına çıkan” Bosnalı sivil Müslümanların üzerine ateş açmayı bir hobi, bir adrenalin etkinliği haline getiren vahşi ve zalim zenginlerini dünya unutmayacaktır.
Bu bir savaş suçu değildir sadece, bu tarihin en karanlık diplerinden yükselen insan avı geleneğinin modern versiyonudur.
Ve kimse kendini kandırmasın: Bu barbarlık Batı’nın ilk katliamı değildir, sonuncusu da olmayacaktır.
Amerika kıtasında bir medeniyeti haritadan silen Kızılderili soykırımı…
Afrika kıyılarından milyonlarca insanı zincire vurup köleleştiren utanç ticareti…
Ve Avrupa’nın ortasında, 20. yüzyılın sonunda, dünyanın gözü önünde yaşanan Bosna insan avı safarisi…
Bu tablo, Batı’nın ahlaki merkezinin çoktan çöktüğünü açıkça ispatlamaktadır. “İnsan hakları”, “özgürlük”, “medeniyet” gibi süslü kelimeleri dillerinden düşürmeyenlerin, söz konusu Müslüman coğrafyası olduğunda nasıl canavarlaştığını defalarca gördük ve görmeye de davam edeceğiz.
Bosna’da siviller öldürülürken, Avrupa’nın başkentlerinde şampanya kadehleri çınlıyordu.
Saraybosna kuşatma altındayken, Batılı başkentlerde diplomasi tiyatroları sahneleniyor, katliamın üzerine kalın bir perde çekilmeye çalışılıyordu.
İnsan hayatı, para karşılığında hedef tahtasına yerleştirildi.
İşte Batı’nın gerçek yüzü budur.
⸻
Medeniyet Dediğin Nedir?
Bizim kadim medeniyetimiz, insanı merkeze alan bir vicdan medeniyetidir.
Bizde mazlumun dini sorulmaz; zulme uğrayanın kimliği, dili, rengi aranmaz.
Zulüm varsa dur denir, mazlum kim olursa olsun sahip çıkılır.
İslam’ın asırlardır insanlığa öğrettiği budur:
“Bir canı öldüren, tüm insanlığı öldürmüş gibidir.”
Batı’nın insan avına çıkmış katilleri ise tam tersine inanıyor:
“Kazanç varsa, eğlence varsa, güç varsa gerisi önemsizdir.”
Bu uçurum, iki medeniyet arasındaki en büyük ayrımdır.
Bir taraf kanla beslenir, diğer taraf kanayan yarayı sarar.
Bir taraf mazlumu av görür, diğer taraf mazlumu kardeş bilir.
⸻
Bu Hesap Kapanmadı
Bosna’da işlenen barbarlıkların üzerinden yıllar geçti, ancak insanlığın hafızası bu kadar kısa değildir.
Bugün Filistin’de, Yemen’de, Afrika’da, Asya’da işlenen zulümler aynı zihniyetin ürünüdür.
Batı’nın “medeniyet” dediği şey, çoğu zaman sömürü, şiddet, insanı metaya dönüştürme düzeninden başka bir şey değildir.
Onlar için savaş ganimettir.
Onlar için insan hayatı pazarlanabilir bir üründür.
Onlar için katliam, çıkarın başka bir versiyonudur.
Ama bu coğrafya bunu kabul etmeyecektir.
Bu millet, mazlumun ahını yerde bırakmaz.
Bu medeniyet, zulme rıza göstermez.
İslam, dün olduğu gibi bugün de, yarın da zalimlerin karşısına dikilecek tek sarsılmaz duruştur.
⸻
Bosna’da para karşılığı masumları avlayanlar, insanlığı öldürdüklerini sandılar.
Oysa öldürdükleri kendi medeniyetleriydi.
Kendi vicdanları, kendi itibarı, kendi insanlıklarıydı.
Ve bir gerçek var ki, onu hiçbir propaganda örtemez:
Mazlumun ahı yerde kalmaz.
Tarih bazen yavaş yazar, fakat asla unutmaz.
İşte bu yüzden:
Zalimlerin defteri kapanmamıştır.
Mazlumun duası da, bedduası da karşılıksız değildir.
Ve bu coğrafya, insan avına çıkanlara karşı daima dimdik durmaya devam edecektir.
Ne demişti bilge Aliya İzzetbegoviç: "Zulmü unutmayın!
Çünkü unutulan zulüm tekrarlanır."
İşte bütün mesele budur.