|
Tweet |
Siyasetin en temel kuralıdır: Halktan saklanan her şey, aslında halkın aleyhine işleyen bir sürecin habercisidir. Yıllardır meydanlarda "şeffaflık" nutukları atanlar, "hesap verebilirlik" üzerinden mangalda kül bırakmayanlar; mevzu kendi koltuk hesapları ve kapalı kapı ortaklıkları olunca bir anda "karartma" moduna geçtiler.
Son günlerde CHP ve DEM heyetleri arasında gerçekleşen o meşhur "konferans" bir kez daha gösterdi ki; Türkiye’nin geleceği üzerine kurulan masalar, artık gün ışığından kaçırılıyor. Sesin yasaklandığı, görüntünün engellendiği, bir kısım medyanın bile "bu kadarı da olmaz" diyerek köpürdüğü o karanlık oda, aslında siyasi bir samimiyetsizliğin en somut fotoğrafıdır.
Milliyetçi Oylar ve "Tavşan Kaç, Tazı Tut" Siyaseti…
Peki, neden bu gizem? Neden bu teknolojik karartma? Cevabı hepimiz biliyoruz. Milliyetçi seçmenin hassasiyetlerini bir "oy deposu" olarak gören zihniyet, DEM ile yürüttüğü o flörtün detayları ortaya çıkmasın diye çırpınıyor. Sandıkta "Atatürkçüyüz, milliyetçiyiz" diyerek oy toplayanlar, karanlık odalarda İmralı’nın gölgesiyle hangi maddeler üzerinde uzlaşıyor?
Terörsüz Türkiye komisyonuna sadece günü kurtarmak için katılan, gerçek bir çözüm sunmak yerine sadece seçim ittifakını gizlemeye çalışan bu anlayış, seçmenini saf yerine koymaktadır. Bir yanda vatan millet söylemleri, diğer yanda görüntülerin bile sansürlendiği pazarlık masaları... Bu, siyasi bir strateji değil, seçmenin iradesine kurulmuş bir pusudur.
İki Kişinin Bildiği Sır Değildir!
Şunu unutuyorlar: Siyasetin de bir fiziği vardır. Bir odada ne kadar çok gizem biriktirirseniz, o oda bir gün o kadar şiddetle patlar. Atalarımızın dediği gibi, "İki kişinin bildiği şey sır değildir." O odada konuşulanlar, o sansürlenen görüntüler ve sessize alınan mikrofonlar; aslında sessizliğin kendisiyle çok şey anlatıyor.
Halktan saklanan bir "çözüm" çözüm değildir. Milletin duymasında sakınca görülen her cümle, aslında bu vatanın birliğine vurulmuş bir sektesinden başka bir şey olamaz. Şeffaflıktan bahsedenlerin, DEM ile hangi ortak paydada buluşup da ses kaydı almaktan korktuklarını bu millet elbet soracaktır.
Seçim kazanmak için her yolu mübah gören, milliyetçi seçmeni küstürmemek adına gizli protokoller ve karanlık odalar inşa edenler, en büyük darbeyi yine o güvendikleri "gizlilikten" yiyecekler. Çünkü Türk milleti ferasetiyle bilir ki; ışığın olmadığı yerde sadece kirli hesaplar yapılır.
Maskeler düşmüş, makyaj akmıştır. Artık ortada ne şeffaflık kalmıştır ne de dürüstlük. Sadece karanlık bir oda ve o odanın içinde kaybolan siyasi ilkeler...