beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Bağımlı Kişilik Örüntüsü ve Anksiyete


facebook-paylas
Tarih: 23-09-2026 16:24

Bağımlı Kişilik Örüntüsü ve Anksiyete

İnsan neden bir başkasına gereğinden fazla önemser?

Çok sevdiği için mi?

Bazen. Fakat yoğun yakınlık her şeyi açıklamaz. Kimi ilişkilerde görünen bağlılığın altında daha temel bir güçlük vardır: Kişi, kendi başına yürütmekte zorlandığı bazı ruhsal görevleri karşısındakine devreder.

Karar vermek, belirsizliğe katlanmak, hata ihtimalini göze almak, yalnızken sakinleşebilmek, gerektiğinde “hayır” diyebilmek ve yaptığı seçimin sonucunu üstlenmek…

Bunlar sürekli başka biri tarafından karşılandığında insan yalnız sevdiği kişiye değil, onun sağladığı psikolojik düzene de bağlanabilir. Böylece ayrılık ihtimali sadece birini kaybetmek anlamına gelmez; onsuz sürdürülemeyeceğine inanılan dengenin sarsılması demektir.

Bağımlı yapılanmanın merkezinde her zaman “Ben değersizim.” düşüncesi bulunmaz. Bazen daha belirleyici kanaat şudur:

“Tek başıma bununla baş edemem.”

Elbette sevdiğine danışmak, zor zamanda destek istemek veya ayrılıkta üzülmek hastalık değildir. Bağımlı özellikler göstermek ile bağımlı kişilik bozukluğu da aynı şey değildir. Klinik açıdan önemli olan; bu eğilimin ne kadar süreğen, katı ve yaygın olduğu, farklı yaşam alanlarında tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve kişinin işlevselliğini ne ölçüde sınırladığıdır.

Otuz beş yaşındaki Murat'ı düşünelim.

Murat işinde başarılı, çevresinin problemlerine çözüm üretebilen biridir. Fakat mesele kendi hayatına geldiğinde tablo değişir. Yeni iş teklifinde ağabeyine, otomobil alırken arkadaşına, sevgilisiyle anlaşmazlık yaşadığında bir başkasına dönüp aynı soruyu sorar:

“Sen olsan ne yapardın?”

Problem fikir almak değildir. Akıllı insan danışır. Güçlük, danışmanın düşünceyi zenginleştirmekten çıkıp düşünmenin yerine geçmesidir.

Murat aslında karar veremiyor değildir; yanlış kararın sorumluluğunu taşımaktan korkmaktadır.

Çünkü seçim yapabilmek yalnız seçenekleri tartmak değil, “Yanılabilirim ve yine de sonucuyla ilgilenebilirim.” diyebilmektir.

Sevgilisi birkaç saat mesajına cevap vermediğinde kesin olarak bilinen tek şey, cevabın henüz gelmemiş olmasıdır. Fakat belirsizliğe tahammülü düşük zihin, boşluğu kolayca felaket senaryolarıyla doldurur:

“Benden soğudu.”

“Bir şeyleri yanlış yaptım.”

“İlişki bitecek.”

Ve sonunda asıl korku belirir:

“Giderse ben ne yaparım?”

Düşüncenin ürkütücü olması, doğru olduğunun kanıtı değildir. Nabız hızlanır, dikkat daralır, telefon tekrar tekrar kontrol edilir. Ardından ikinci mesaj gelir, açıklama istenir veya çevrim içi olup olmadığı araştırılır.

Cevap geldiğinde gerilim azalır.

“Kaygılanırsam güvence almalıyım.”

Davranış biliminde buna negatif pekiştirme denir. Rahatsızlığı azaltan davranışın yeniden yapılma ihtimali yükselir. Sorun şudur: Dışarıdan alınan güvence kısa vadede işe yararken kişinin kendi kendine sakinleşebildiğini keşfetmesini geciktirebilir.

Kaygı yükselir, dışarıdan yatıştırılma aranır, geçici rahatlama sağlanır, bağımsız denemeler azalır, öz-yeterlik gelişemez ve bir sonraki belirsizlik daha tehditkâr görünür.

Böylece “Yapamıyorum.” kanaati bazen gerçek bir yetersizlikten değil, yeterince denenmemiş olmaktan güç kazanır.

Üstelik bu düzenin kısa vadeli bir kazancı vardır. Sorumluluğu devretmek hata yapmanın ağırlığını azaltır; sürekli teyit almak belirsizliği bir süre susturur; bir başkasına yaslanmak yalnızlıkla yüzleşmeyi erteler. Bunların çoğu bilinçli hesap değildir.

Bana zarar verdiğini bildiğim bir davranış, beni hangi rahatsızlıktan koruyor?

Bağımlılığı yalnız romantik ilişkiler üzerinden okumak da eksiktir. Aynı mekanizma ailede, arkadaşlıklarda ve gündelik kararlarda görülebilir. Öte yandan her güvence arayışı bağımlı kişilik yapılanması anlamına gelmez. Obsesif kompulsif süreçlerde kişi belirli bir kuşkuyu yatıştırmaya çalışabilir; ayrılık anksiyetesinde bağlanılan kişiden uzak kalma korkusu öne çıkabilir; yaygın anksiyetede endişe hayatın birçok alanına yayılabilir. Dışarıdan benzer görünen davranışların içerideki işlevleri farklıdır.

Bu yüzden psikiyatride yalnız “Ne yapıyor?” diye sorulmaz.

“Bunu neden, ne zaman ve ne işe yaradığı için yapıyor?” sorusu da önemlidir.

Kültür meselesi de gözden kaçırılmamalıdır. Aileye bağlılık, büyüklere danışmak veya yakın ilişkiler kurmak psikopatoloji değildir. Aynı şekilde “Kimseye ihtiyacım yok.” diyebilmek de ruh sağlığının zirvesi sayılmaz. İnsan sosyal bir varlıktır; karşılıklı dayanışmaya ihtiyaç duyar.

Mesele bağ kurmak değil, bağın içinde iradeyi kaybetmektir.

Psikoterapide amaç bu nedenle kişiyi herkesten bağımsız bir adaya çevirmek değildir. Daha gerçekçi hedef; huzursuzluk varken de seçim yapabilmek, cevabı geciken mesajın yarattığı boşluğu hemen doldurmamak, gerektiğinde “hayır” diyebilmek ve yanlış bir kararın ardından kendisini bütünüyle yetersiz ilan etmemektir.

Öz-yeterlik güzel cümlelerle değil, yaşanmış tecrübelerle gelişir:

“Karar verdim. Şüphe duydum. Zorlandım. Fakat baş edebildim.”

Bağımlı zihnin temel sorusu çoğu zaman şudur:

“Beni terk edecek mi?”

Hiçbir ilişki bu soruya ömür boyu geçerli bir garanti veremez.

Belki daha olgun soru şudur:

“Terk edilirsem yaşayacağım acıyı taşıyabilir miyim?”

İlk soru huzuru başkasının gelecekte vereceği karara teslim eder. İkincisi insanı kendi dayanma gücüyle yeniden karşılaştırır.

Çünkü yetişkinlik hiç kimseye yaslanmamak değildir; gerektiğinde destek alırken kendi ayaklarının taşıma kabiliyetini kaybetmemektir.

Bir gün sevdiğimiz biri gidebilir. Üzülürüz, özleriz, yas tutarız. Hayatımızın ritmi bir süre bozulabilir.

Fakat bir insanın hayatımızdan çıkmasıyla bizim de kendi hayatımızdan çıkmamız aynı şey değildir.

Gidenin ardından kendimizi de terk etmek zorunda değiliz.




Bu haber 1037 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI